Algı Azalması Salgını: Çocuklar Neden Odaklanamıyor?
Merhaba sevgili okur,
Bir psikolojik danışman olarak, son yıllarda ebeveynlerden ve eğitimcilerden en sık duyduğum şikayetlerden biri, çocuklarda giderek artan “algı sorunları“. “Çocuğum ders dinlerken dalıp gidiyor”, “Söylediğim hiçbir şeyi aklında tutamıyor”, “Bir oyuna sadece 5 dakika odaklanabiliyor” gibi cümleleri o kadar sık duyuyorum ki. Bu durum, yalnızca akademik başarıyı değil, sosyal ilişkileri ve genel yaşam kalitesini de etkiliyor.
Peki, neden böyle bir tabloyla karşı karşıyayız?
İçindekiler:
Algı ve Dikkat Nedir? Neden Önemlidir?
Algı, çevremizden gelen uyaranları anlamlandırma sürecimizdir. Dikkat ise bu uyaranlar arasından önemli olanları seçebilme ve odak noktamızı koruyabilme becerisidir. Bu iki süreç, öğrenmenin temel taşlarını oluşturur.
Bir çocuğun yeni bilgiler öğrenmesi, sosyal ipuçlarını anlaması, problem çözmesi ve hatta duygularını düzenleyebilmesi için sağlıklı bir algı ve dikkat sistemine ihtiyacı vardır. Bu sistemde bir aksama olduğunda, çocuğun tüm gelişim alanları olumsuz etkilenir.
Bir çocuk için algı;
- Annesinin ses tonundan onun mutlu mu yoksa üzgün mü olduğunu anlamaktır.
- Parkta koşan arkadaşlarının arasına nasıl katılacağını kestirebilmektir.
- Öğretmenin anlattığı bir matematik problemini zihninde canlandırabilmektir.
- Legoları üst üste koyarken hangisinin daha sağlam duracağını öngörebilmektir.
Kısacası algı, öğrenmenin, sosyal ilişkiler kurmanın, problem çözmenin ve hatta hayatta kalmanın temel taşıdır. Bu temel ne kadar sağlamsa, üzerine inşa edilecek bilişsel, sosyal ve duygusal yapılar da o kadar güçlü olur.
Algı Azalmasının ve Dikkat Dağınıklığının Başlıca Sebepleri
Ekran Bağımlılığı ve Teknoloji Kullanımı
Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, aşırı ekran kullanımının çocuk beyni üzerinde derin etkileri olduğunu gösteriyor. Peki neden? Çünkü Ekranlar, hızlı tempolu, yüksek derecede uyarıcı içerikler sunar. Çocuk beyni bu hıza alıştığında, gerçek dünya -ki bu, bir öğretmenin anlattığı ders veya bir kitaptaki satırlar olabilir- onun için “yavaş” ve “sıkıcı” gelmeye başlar.80-90 kuşağı olarak bizler ilk “atari” ile tanışan ve saatlerini ekran başında geçiren nesiller olduk. Bahsettiğim bu yavaş ve sıkıcı gelme durumu eminim bir çoğumuz için geçerlidir. Şahsen ben dahi bu durumu yaşamaktayım. Yani evet biz de zamanında ekrandan çok etkilendik. Ama şu anki durum çok daha farklı çok daha yoğun. Artık birden fazla ekran var; tabletler, tv, telefonlar ve hatta reklam panoları..
-
Hızlı Tepki ve Ödül Döngüsü: Oyunlar ve sosyal medya, anında tepki ve ödül (beğeni, puan, seviye atlama) sunar. Bu durum, beynin ödül merkezini aşırı uyarır ve sabır gerektiren, uzun vadeli hedeflere olan toleransı düşürür.
-
Pasif Tüketim: Sürekli olarak hazır bilgiye maruz kalan çocuk, bilgiyi aktif bir şekilde arama, sorgulama ve yapılandırma becerisini yeterince geliştiremez. Bu sebeple yeni nesilleri “hazırcı” buluyoruz.
-
Çoklu Görev İllüzyonu: Aynı anda hem ders çalışıp hem telefonla ilgilenmek gibi görünse de beyin aslında görevler arasında hızla geçiş yapar. Bu sürekli geçiş, odaklanma derinliğini azaltır ve mental yorgunluğu artırır. Yani beyni tek bir şeye odaklamak gerekir ama ekranlı ortamlar buna müsaade etmezler.
Ekranla Erken Tanıştırılma
0-3 yaş arası, beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde ekrana maruz kalmak, özellikle dil gelişimi, sosyal etkileşim ve dikkat süreçleri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Amerikan Pediatri Akademisi, 2 yaşından küçük çocukların ekrandan tamamen uzak tutulmasını önermektedir. Ekran, bu kritik dönemde çocuğun ihtiyaç duyduğu gerçek dünya etkileşimlerinin ve keşiflerinin yerini alamaz.
Uyku Düzensizlikleri ve Yetersiz Uyku
Mavi ışık, melatonin hormonunun (uyku hormonu) salgılanmasını baskılar. Yatmadan önce ekrana bakan çocukların uykuya dalma süreleri uzar ve uyku kaliteleri düşer. Yetersiz ve kalitesiz uyku ise ertesi günün dikkat, hafıza ve öğrenme performansını doğrudan etkiler. Unutmayın, algı ve dikkatin en büyük besini kaliteli uykudur.
Beslenme Alışkanlıkları
Yüksek şeker, işlenmiş gıda ve katkı maddesi içeren besinler, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat dağınıklığı, huzursuzluk ve öfke nöbetlerini tetikleyebilir. Yeterli protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve minerallerden yoksun bir beslenme, beyin gelişimi ve nörotransmitter (sinir iletici) üretimi için gerekli yapı taşlarını sağlayamaz.
Hareket Eksikliği ve Doğadan Uzaklaşma
Düzenli fiziksel aktivite, sadece kas gelişimi için değil, aynı zamanda beyin gelişimi için de kritiktir. Hareket, beyne oksijen akışını artırır, büyüme faktörlerini salgılatır ve dikkati düzenleyen nöral ağları güçlendirir. Ayrıca, doğada geçirilen zamanın (özellikle yeşil alanların) dikkati toplamaya ve stresi azaltmaya yardımcı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kapalı alanlarda, hareketsiz bir yaşam tarzı, çocuklardaki doğal enerjiyi ve keşfetme dürtüsünü baskılayabilir.
Öfke Patlamaları ve Ekran İlişkisi
“Eline tableti vermeyince kıyameti koparıyor!” Bu cümleyi ne kadar sık duyuyoruz değil mi? Ekran, birçok ebeveyn için bir “sakinleştirici” veya “oyalayıcı” olarak kullanılır. Ancak bu, çocuğun kendi duygularını tanıma, anlama ve yönetme (duygu regülasyonu) becerisini öğrenmesini engeller. Canı sıkılan, hayal kırıklığı yaşayan veya yorulan çocuk, bu duygularla başa çıkmak yerine ekrana sığınır. Ekran elinden alındığında ise, başa çıkmayı hiç öğrenemediği o ham ve yoğun duyguyla baş başa kalır ve bu durum genellikle şiddetli öfke nöbetleri olarak dışa vurulur. Algısı, kendi iç dünyasına ve duygularına karşı da kapanmıştır.
Otizm ve Algı Farklılıkları ile İlişkisi
Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisinden bahsetmek doğru olmaz ancak ekran bağımlılığı ile otizm spektrum bozukluğu (OSB) arasındaki ilişki karmaşıktır.
-
Yanlış Yönlendirici Belirtiler: Aşırı ekran kullanımına bağlı olarak gelişen sosyal geri çekilme, göz teması kuramama, ismi ile çağrıldığında dönmeme, sınırlı ilgi alanı gibi belirtiler, OSB belirtileri ile karıştırılabilir. Buna “ekran benzeri semptomlar” da denir.
-
Tanı Karmaşası: Bu benzerlik, bazen OSB tanısı alması gereken bir çocuğun tanısının gecikmesine, bazen de sadece ekrana maruz kalmış bir çocuğun yanlışlıkla OSB spektrumunda değerlendirilmesine yol açabilir.
-
Temel Fark: Temel fark, OSB’nin nörogelişimsel bir farklılık olmasıdır. Ekrana maruz kalmak OSB’ye neden olmaz; ancak altta yatan OSB varlığında, ekran kullanımı mevcut sosyal iletişim sorunlarını şiddetlendirebilir veya maskelenmesine sebep olabilir.
Kısacası ekran doğrudan otizm yapar dememiz şu anki araştırmalar ışığında yanlış olacaktır. Fakat ekrana çok maruz kalmak otizmi anlamamızı güçleştirir, geç tanıya sebep olabilir veya var olan otizm tanısındaki bireyin davranışlarını şiddetlendirebilir.
Eğer çocuğunuzda otizmi düşündüren belirtiler olduğunu düşünüyorsanız, mutlaka bir çocuk psikiyatristi veya gelişim nöroloğundan profesyonel destek almalısınız.
Çözüm Önerileri: Neler Yapılabilir?
Sorunu anlamak önemli ama çözüm üretmek daha değerli. Karamsar bir tablo çizmiş olabilirim, ancak unutmayın, çocuk beyni inanılmaz derecede esnektir (nöroplastisite). Doğru müdahalelerle bu gidişatı tersine çevirmek ve çocuklarımızın algı kanallarını yeniden dünyaya açmak kesinlikle mümkün.
İlk adım, zararlı olanı hayatımızdan kontrollü bir şekilde çıkarmaktır.
Ekran Kullanımını Düzenleyin
-
Sınırlar Koyun: Amerikan Pediatri Akademisi, 2-5 yaş arası için günde 1 saat, ilkokul çağı için günde 1-2 saatlik kaliteli içerikle sınırlandırılmasını önerir. Haftalık ekran süresi çizelgesi oluşturun.
-
Kaliteli İçerik Seçin: Etkileşimli, eğitici ve yaşına uygun içerikleri tercih edin. Pasif izleyici olmasındansa, onunla birlikte izleyip üzerine konuşun.
-
Ekransız Zamanlar ve Bölgeler Belirleyin: Yemek masası ve yatak odaları ekransız bölgeler olmalı. Yatmadan en az 1 saat önce tüm ekranlar kapatılmalı.
Yani ekranı birden kesmeyin, sınırlar koyarak ilerleyin. Bu sınırları çocukla birlikte belirleyin, birlikte karar alın. Orta noktalarda buluşun. Çocuk 3 saat dedi siz 1 saat, baba gelsin oradan desin ki peki 2 saat nasıl olur? kabul edilmiştir.
- Ekran Orucu: Ailece belirleyeceğiniz saatlerde (örneğin akşam yemeğinden yatana kadar) kimsenin telefon, tablet veya TV ile ilgilenmediği “ekran orucu” zamanları yaratın.
Not: Ekran kullanımı ve ekran kavramına görüntülü konuşma dahil değildir ama onu da abartmamak gerekir.
Gerçek Dünya Etkileşimlerini ve Oyunu Teşvik Edin
-
Birlikte Oyun Oynayın: Özellikle açık havada, yaratıcılığını ve fiziksel aktivitesini destekleyen oyunlar oynayın.
-
Sosyalleşmesine İmkan Tanıyın: Akranlarıyla bir araya gelebileceği ortamlar yaratın. Bu, sosyal becerilerini ve iletişim yeteneğini geliştirir.
-
Kitap Okuyun: Her gün düzenli kitap okuma saati yapın. Bu, onun hayal gücünü, dil becerisini ve odaklanma süresini geliştirir.
- Doğa ile Temas: Haftada en az birkaç kez parka, ormana veya bir yeşil alana gidin. Bırakın toprağa bassın, yaprakları toplasın, böcekleri incelesin. Bu, en iyi algı terapisidir.
Fiziksel Sağlığı Destekleyin
-
Uyku Düzeni Oluşturun: Aynı saatte yatıp kalkmasını sağlayın. Uyku öncesi rutinler (banyo, masal okuma) geliştirin.
-
Dengeli Beslenme: Paketli, şekerli gıdalardan uzak durun. Taze meyve-sebze, protein ve sağlıklı yağlar içeren bir beslenme programı uygulayın.
-
Hareketi Hayatın Merkezine Alın: Günlük en az 1 saat fiziksel aktivite yapmasını teşvik edin. Birlikte yürüyüşe çıkın, bisiklete binin.
Duygusal Bağı Güçlendirin ve Öfkesini Yönetmesine Yardımcı Olun
-
Kaliteli Zaman Geçirin: Telefonsuz, sadece ona odaklanacağınız en az 20 dakikalık kaliteli zaman dilimleri yaratın. Bu sürede onun liderliğinde oyun oynayın. Telefonu, aklınızdaki işleri bir kenara bırakın ve sadece “orada” olun.
-
Duygularını İfade Etmesine İzin Verin: Onu dinleyin ve hissettiklerini anlamaya çalışın. “Öfkelisin çünkü…” diyerek duygusunu adlandırmasına yardım edin.
-
Alternatif Çözümler Sunun: Öfkelendiğinde bağırmak veya vurmak yerine, derin nefes almayı, yastığı yumruklamayı veya duygularını resmetmeyi öğretin.
- Profesyonel Destek Almaktan Çekinmeyin: Eğer tüm çabalarınıza rağmen çocuğunuzun algı, dikkat veya sosyal iletişim becerileriyle ilgili endişeleriniz devam ediyorsa, bir çocuk psikoloğu, gelişim uzmanı veya ergoterapistten destek almaktan asla çekinmeyin. Bazen dışarıdan profesyonel bir göz, sorunun kaynağını daha net görebilir ve size yol haritası çizebilir.
Sonuç
Sevgili okur, yeni dönem çocukları, yeni dönemin zorluklarıyla büyüyor. Onların algı ve dikkat sorunları, basit bir “isteksizlik” veya “tembellik” değil; çoğunlukla modern yaşam tarzımızın onların gelişen beyinleri üzerindeki karmaşık etkilerinin bir sonucu.
Umutsuzluğa kapılmayın. Değişim, küçük ve kararlı adımlarla başlar. Ekran süresini 15 dakika kısmak, birlikte bir puzzle yapmak, akşam yemeğinde sohbet etmek… Bunların hepsi, çocuğunuzun algı dünyasını onarmaya yönelik değerli dokunuşlardır. Unutmayın, çocuklarımızın ihtiyacı olan en güçlü bağlantı, dijital bir sinyal değil, bizimle kurdukları gerçek, samimi ve koşulsuz ilişkidir.
Sağlıklı ve dengeli günler dilerim.
Anahtar Kelimeler: dikkat dağınıklığı, öfke, algıda güçlük, otizm, ekran bağımlılığı, çocuklarda dikkat eksikliği, algı azalması sebepleri, ekran süresi, çocuklarda öfke nöbetleri, dikkat eksikliği belirtileri, çocuk psikolojisi, aşırı teknoloji kullanımı, çocuklarda odaklanma sorunu, otizm ve ekran, algı problemi çözümleri.






Yorum gönder